DOLAR

18,0758$% -0.04

EURO

18,2601% -0.17

STERLİN

21,5956£% -0.08

GRAM ALTIN

1.019,16%-0,21

ÇEYREK ALTIN

1.668,00%-0,18

BİTCOİN

412403฿%-2.04945

ETHEREUM

32769Ξ%-1.35387

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Esra Gezginci İstanbul’un sırlarına kapı aralıyor: St. Pierre Han, Podesta Sarayı ve Arap Camii

Esra Gezginci İstanbul’un sırlarına kapı aralıyor: St. Pierre Han, Podesta Sarayı ve Arap Camii

Esra Gezginci ile Esrarengiz İstanbul, pazar günü NTV ekranlarında seyirciyle buluşan bu bölümünde İstanbul’daki St. Pierre Han, Podesta Sarayı ve Arap Camii’ni mercek altına aldı.

Esra Gezginci ile Esrarengiz İstanbul, pazar günü NTV ekranında seyirciyle buluşan bu bölümünde Beyoğlu’ndaki asırlık St. Pierre Han’ı, Cevevizlilerin inşa ettiği Podesta Sarayı’nı ve İstanbul’da ezanın okunduğu ilk cami olan Arap Camii’yi, kenti en iyi bilen isimlerden Dr. Mimar Sinan Genim anlattı.
Gezginci, Beyoğlu isminin öyküsünü araştırırken, biraz Beyoğlu’nun ara sokaklarına dalıp, caddeyi uzaktan tamamlayan ihtişamlı yapıları da konuğuyla keşfetti.
Beyoğlu ismini nereden alıyor? “Balyoz Sokağı’na bakmak lazım…1454’te yani İstanbul’un fethinden sadece bir yıl sonra Venedik gelir Fatih’le bir anlaşma yapar. Biz ticarette varız der, tabii ki kabul edilir. Venedik İstanbul ile ticaret yapacağı için  buraya bir balyoz yani büyükelçi ataması yapar ve ilk balyoz bu sokakta oturur. O elçi Venedik elçisi Andre Giritti’dir… Giritti gittikten sonra da oğlu Luigi Giritti burada kalır. Türkler’in “Bey Oğlu” diye andıkları bu adam zamanla semt de Beyoğlu adını vermiştir.”
Galata Kulesi’nin ilk hali 528’de Doğu Roma İmparatorluğu döneminde inşa edildi. Cenevizlilerin ise 1348’de yığma taşlarla yeni bir görünüm kazandırdı.
Peki Galata Kulesi ismini nereden alıyor? “Galata adının kökenleri konusunda da türlü türlü söylenceler var; Bizans Sarayı’na ait sürülerinin otlaklarının bulunduğu yamaçlarda sağılan süt anlamına gelen “gala” dan türemiş olduğu bunlardan biridir. Ama aslına bakarsan Galata, Venedik’in surlarının içindeki bütün bölümün adı “Galata” İstanbul alındığında Venediklilerin savaşa karışmamak, Bizans’a yardım etmemek karşılığında onların hayatları bağışlanmış ve burası da onlara bırakılmış. Dolayısıyla, İstanbul surları 1453’te aşılıyor ama Ceneviz surları 1860’a kadar kalıyor. Galata Kulesi de o dönüş surlarının bir tanesi… Aslına bakarsan eski kaynaklarda da İsa Kulesi olarak geçtiğini de görürüz” Bankalar Caddesi’nden yürüyerek uzunca bir binanın önünde durduk. Çünkü rotamız St. Pierre Han…
Bu ihtişamlı bina 1732’de Fransız Ticaret Temsilciliği ve lojmanıymış, hatta Fransız şair André Chénier 1762’de burada doğduğu rivayet edilir. St. Pierre Han’ın öyküsü nasıl başlıyor? “Binanın öyküsüne bakarsak tarihi Roma’ya kadar uzanıyor, 12. yüzyıldan itibaren de Ceneviz kolonisi olarak ticaretin nabzını tutan Beyoğlu – Galata bölgesinde, Eski Banka Sokak’ta tanıklığına devam eden St. Pierre Han, şehirde çok katmanlı dokusuyla dikkat çeken yapıların başında geliyor. Hanın geçmişi ilk olarak ismini de aldığı, İtalyan mimar Gaspare Trajano Fossati’nin imzasını taşıyan ve Dominiken rahiplerinin mabedi olan St. Pierre Kilisesi’ne uzanıyor. Bölgenin meşhur yangınlarında kilisenin ahşap lojmanlarının yanmasının ardından, 1771-1775 yıllarında inşa edilen St. Pierre, 58 metre uzunluğundaki cephesiyle, yaklaşık 2500 metrekarelik bir alanda konumlanıyor. Dışarıdan bakınca tek bir bina gibi algılanan han aslında birbirine eklenen farklı yapı gruplarından oluşuyor. Hanın hafızasında öne çıkanları arasında, Osmanlı devletinin resmi bankalarından biri olarak 1863 yılında kurulan Bank-ı Osmani-i Şahane’ye ev sahipliği yapması geliyor. Bankadan sonraki yıllarda İstanbul’un anıtsal yapılarına imza atan Antoine N. Perpignani, Hovsep Aznavur, Marco G. Langas, Edoardo Carlo Vittorio De Nori ve Giulio Mongeri gibi dönemin önemli mimarları tarafından büro olarak kullanılan yapıda, bu isimlere ait tabelalar hâlâ yerinde bulunuyor. İstanbul’da ilk “kot” üretimini yapan atölye olarak kayıtlara geçen “Muhteşem Kot” atölyesi de yine St. Pierre Han ile anılanlar arasında.”
Asırlık St. Pierre Han kaderine terk edilmedi, ciddi bir restorasyon sürecinde. Restorasyon Uzmanı İrem Bülbül çalışmalar hakkında son durumu paylaştı. “Çok katmanlı bir yapı aslında. Birbirine geçitlerle bağlanan, böyle içeri girdiğinizde bir labirent gibi bir mekandan diğerine girebildiğiniz dışarı çıkmadan bütün binayı gezebildiğiniz bir yapı. 250 yıllık bir yapı burası ve katman katman biz şu anda onu özgünlü katmanlarını ayrıştırıyoruz. Yapısal olarak sağlamlaştırıyoruz yapıyı çünkü hizmete açılması gerekiyor. Kültür sanatın odağı olmak üzere sizlerle istanbullularla buluşacak. Bizim prensip olarak da restorasyon çalışmasında her bir mekanda tavanlarda ve duvarlarda araştırma raspaları yürütmekteyiz. Eğer motife ulaşabilirsek ya da özgün zemin tonuna ulaşabilirsek o noktada bütün yüzeyde açmamızı yapıyoruz. Ziyaretçiler geldiğinde de fark edecektir hem duvarlarda hem yine tavanda görebiliyorsunuz, birçok motif gün yüzüne çıktı. Bunların 19. yüzyıl olduğunu düşünüyoruz. ilmek ilmek gerçekten nokta nokta arkadaşlarımızın çalışması var. Yıllardır atıl durumda olan St. Pierre Han’ın, yerel yönetimin yaklaşımı ve teknik donanımıyla harabe estetiğini yansıtacak şekilde restore edilip yapısal sorunlarından arındırılarak henüz restorasyon sürecindeyken şehrin kültür sanat hayatına açılması, hem Beyoğlu hem de İstanbul’a değer kazandıracak.”
İstanbul kültürel zenginliklerle öne çıkan bir şehir, şimdiki rotamız ise Podesta Sarayı nam-ı diğer Ceneviz Sarayı… Camları kırık, duvarları rutubetli… Harabeyi andırsa da 700 yıllık geçmişiyle kültürel bir miras. “Şimdiki adı Bereket Han. Aslında saray değil burası, Galata’nın eski Ceneviz idare merkezi olan Podesta Sarayı’nın (Palazzo Comunale) bir kısmı yıkıldıktan sonra geride kalan parçadan oluşan bir yapıdır. Podesta Sarayı 1314’te inşa edilmiş. Uzun yıllar Franchini Han olarak anıldı. 1880’de Voyvoda Caddesi’ne yani Bankalar Caddesi’ne tramvay hattı döşenmesi sırasında hanın bir bölümü yıkılmış ve geride binanın şimdiki hali kalıyor”
Bülbül, “Cumhuriyet döneminde iş hanı ve atölye olarak kullanıldı. Yapının mimari özelliklerine gelince; Bugün Bereket Han olarak bildiğimiz yapı, 220 metrekarelik bir taban alanına sahip ve beş katlıdır. Daha önce de belirttiğim gibi 19. yüzyılda atlı tramvay hattı için ön cephesi yıkılan binanın yerine 19. yüzyıl büro / han yapıları karakteristiğinde bir cephe eklenmiş, bu sebeple günümüzde parçalı bir görünüme sahip. Yapının özgün yapım tekniği tuğla ve taş almaşık örgüdür. Üst katlar, giriş katın üzerinde kemerli bir çıkma üstünde yükselir. Günümüze gelen arka cephesi rasyonel bir pencere düzenine sahiptir. Yıkılmış olan ön cephesi ise bir kemer altında birleştirilmiş parçalı pencereleriyle 14. yüzyıl Venedik yapılarıyla benzerlik taşır. Bunun yerine 19. yüzyılda inşa edilen yeni cephenin düzeni ise dar ve yüksek pencereleri, kat silmeleri ile dönemdaş olduğu büro yapılarının karakteristiğini taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Galata semtindeki keşfimiz devam ediyor son rotamız Arap Camii… Galata’daki Perşembe Pazarı’nın labirent sokaklarında karşınıza çıkan, İstanbul’un en ilginç yapılarından Arap Camii, kilisenin çan kulesinden çevrilen, 102 merdivenli, sivri külahlı, kare şeklindeki sıra dışı minaresiyle klasik Osmanlı tarzından ayrılıyor.
İstanbul’daki bu mescitte 7 yıl boyunca ibadetlerini sürdüren Arap ordusunun Şam’da çıkan bir isyanı bastırmak üzere gitmesini fırsat bilen Dominikan papaz ve rahiplerince kiliseye dönüştürülerek minare olarak kullanılan çan kulesi ilave edilen mescide, “San Paola Kilisesi” adı verildi ancak öncesi var…
“Tarihi Arap Camii’nin, İstanbul’un fethi için 715 yılında gelen İslam Arap kumandanlarından ve sahabe neslinden oluşan Mesleme Bin Abdülmelik kumandasındaki ordu tarafından yaptırıldığı rivayet ediliyor, Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethetmesinin ardından mihrap ve minber ilave edilerek tekrardan camiye dönüştürülen yapı, İspanya’dan gelen Endülüs Araplarının bir kısmının Galata çevresine yerleştirilmesiyle “Arap Mescidi” olarak anılmaya başlandı. 1. Mahmut’un annesi ve 2. Mustafa’nın eşi Saliha Sultan ile 2. Mahmut’un kızı Adile Sultan’ın farklı dönemlerde restore ettirdiği camiye, hünkar mahfili, sebil, çeşme, şadırvan, sarnıç gibi ögeler eklendi. Ahşap mimarinin hakim olduğu bu genişletilmiş mescit, çatısına hünkar mahfilinin de ilave edilmesiyle selatin camisi haline getirildi. Caminin 1913 yılındaki onarımı sırasında zemininde Latinler ve Cenevizlilere ait kitabeli ve armalı mezar taşları bulunarak, İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne nakledildi”

Instagram Sayfamızı Takip Edin

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Marmaris’teki orman yangını kontrol altında

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.